2 Mart 2014 Pazar

Fotoğraf Yüklü Fallar, yapısal yapısal oyşş..

Gün içinde ve gün dışında 87.554 kere yazmaya kalkıştığım şu mecrada beni daraltan sıkan boğan iki çift lafımı yarıda bırakan şeyin ne olduğunu soruyorum. Çünkü bulsam, ah bi bulsam, kulak memesini öptükten sonra minik cıvamı o tatlı kulağının minicik deliğinden içeri atıp, hadi uyuyalım diyeceğim.

önemli not: cıva bulmak için en yakın eczaneye gidip bir adet derece almak kolay ucuz ve yasaldır. Ölümcül olabilecek bir çok şeyin yasal olması beni çok heyecanlandırıyor. Belki de daha sert daha despot daha katı daha sert şeylere ihtiyacım vardır. Bilmiyorum. Hastaneye yatırılacakken de oturup yasak olan şeyleri düşündüm. Çok komik geldiler. Hiç heyecanlanmadım. El kol bağlamak, onu bunu çıkarttırmak yasaklamak filan. =) he gülüm he. ben çıkmak isteyeceğim, isteyeceğim yani, baya baya bir şeyi isteyeceğim, sonra da o olmayacak. Gerçekten böyle şeylere inanan insanlar var. Ne bileyim. Begüm'le konuştuğumda onun orada ne kadar çok eğlendiğini gördüm. Evet eğlendirici duruyor. Ama oraya girmeden de parametreleri hesaplamak ve çözüm bulmak beni zorlamadı. conom polostok çotol voroyolor. Plastik çatal ne ya?? öldörmö köndönö döyö. öff... Bana bunlarla gelmesinler. Biraz daha yaratıcı olamazlar mı lütfen? Bence bütün dünyanın biraz Murat Gülsoy okumaya ihtiyacı var. Perec de olabilir. Hatta işi gücü bırakıp biraz M.C.Escher ilen vakit geçirseler var ya çok mutlu olabilirim. Çünkü bu adamlar beni zorlar. Murat Gülsoy, George Perec ve Escher benim ev arkadaşım olsaydı -ki şüphe yoktur ki öyledirler- bununla kendime çok güzel bir dünya yapabilirdim. Hiç canım sıkılmazdı. Saçmasapan çığlıklar atıp tepinmeme de gerek kalmazdı. İnsan utanıyor yahu. Bence bu adamlarla çok rahat edebilir insan. Düşünsene, bir odada Murat Gülsoy var, ehuehueh, orda oturmuş kendi halinde çalışıyor okuyor filan, ben ona hiç kıyamam ki, hiç rahatsız etmem de, pıtıpıtı yürürüm evde, pat küt de yürüyebilirim bunu sorun etmez bence. Bence beni hiç umursamaz. Bir keresinde Yazı Çölü'nü okumuştuk Eda'yla birlikte, sonra öyle güzel okuduk ki bizce, a-a, biz bunu çıkıp sahnede de şeyapsak ya dedik, yaptık üstelik, sonra dedik ki keşke Murat Gülsoy da bilse, belki sevinir dedik belli mi olur bu işler, çağırdık, geldi gözünü sevdiğim, öyle de şükela bir adam, biz çıktık, mötbe'de şeyaptık, izledi, sonra o da bize tablo filan gösterdi, bir şeyler anlattı, Yeşilköşk'e gidip oturduk, naber dedik, iyi dedi, beğendin mi dedik, ben hiç böyle düşünmemiştim dedi, sonra bize Yazı Çölü'nü nasıl yazdığını neden yazdığını filan anlattı. Çok güldüm içimden. Alakamız yoktu kesinlikle. Alakası yok saçmalamışsınız bile demedi. Elinize sağlık dedi. Bu öyle güzel bir şey ki, insanın hep onu okuyası geliyor. Takip edesi geliyor. Onun okunulası takip edilesi sevilesi bir adam olduğunu biliyordum zaten. Bir kez de gözlerimle gördüm. Şimdi mesela gitsen ona, böyle böyle bir şey oldu mu desen, belki hatırlaaar belki hatırlamaz. Ne güzelsin sen Murat Gülsoy. Var ol e mi?
George Perec de öyle bir insandır bence. Bilmiyorum. Onunla oturup yemek yeme ve izleme şansım olmadı. Ama yazdıklarından anladığım kadarıyla Perec çok can bir insan. İnsanın o kıvır kıvır saçlarını sevesi geliyor. Nerden geliyor desen, bilmiyorum, ama evden çıkarken ona not bırakmam gerekse kesinlikle ismimi zynp olarak yazardım. Bence bu ona onu çok sevdiğimi gösterirdi. Escher beyimize gelince, neden bilmem ona hep yarası saklım diyesim geliyor.  Yaralı kuşum hazan güneşim, güz ayazında kor ateşim, bir sözün uçur göğüm gün açsın, yad eller aldı bizi.. böyle şeyler diyesim geliyor. Belki üzülüyorumdur bilmiyorum. İçimde çok eski bir şeyi çıkarıp çizmiş gibi geliyor. Canım Escher, iyi ki varsın sen de, hep ol.

Neyse, ne diyorduk? heh, yazmamı engelleyen şey. Arıyorum dediğim gibi. Sonra buluyorum. Cevaptan hoşlanmıyorum. İnsanın kendi kulağına cıva damlatması öyle kolay değil çünkü =( Başka birine yüklemem lazım bu sorumluluğu. Olmuyor. Kulaklarımı seviyorum onlara cıva damlatmak istemiyorum. Hayır çok gerekirse damlatırım bunu sorun etmem ama, biraz daha dursunlar bakalım, öyle kolay olmamalı terketmek. (Terketmek ne kadar kolay, sen kolay olanı seçtin diyor Cansever)

Anlatmak için kudurduğum her şey elimde patladı. ehehe, size de demokrasi şeysini öyle anlattılar mı? Çamlak çömlek patladıııı çamlak çömlek patladıı... Demokrasi demişken Sokrates hala yaşıyor. Biraz kilo almış, bu sabah ona biraz daha yer ve yatarsa kendisinin bir tavuk hayvanına dönüşebileceğini söyledim. Kendini bil dedim. Sen muhabbet kuşusun dedim. İyi demiş miyim? O ne dedi sence? Cik! Ne diycek? Sokrates'le ancak bu kadar konuşabilirsin çünkü. Cikmiş. Sensin cik. Babam ona eflatun bir arkadaş almam gerektiğini söylüyor. Bense Sokrates'i alışımdan bile rahatsızım. O'nu bu şekilde yalnızlığıma ortak etmek büyük gaddarlıktı. Demek ki insan çok yalnız olduğu zamanlarda çok yanlış şeyler yapabiliyor. Günaha bat mı demiştin? Beni hiç tanımıyorsun. Bu eller neler yaptı geçmişte, bilmiyorsun. İyi'yi ve anlam'ı savunmak istiyorum. Çünkü buna ihtiyaçları var ne yazık ki.

Bu yazıya başlarken anlatmak istediğim şey sakızımdan çıkan falın canımı sıkmış olmasıydı. O kadar kızdım öfkelendim ki bakkala gittim. O'na soft dedim. Suratını görmeliydin. Soft mu??? dedi. Kocaman açtı gözlerini. Gururlandım. Evet soft ne oldu şaşırdın değil mi dedim. Evet dedi. Monotonlaşan ilişkilerden hazetmem dedim. Güldü. Bu esnada bir kadın ona deli gibi bilmemneyin arsasının mı binasının mı parası hakkında bağırıyordu. Bakkal hem benim sürprizlerimle uğraşıp hem de kadının sorularına cevap vermek arasında bocaladı. Alıp paketi çıktım ve kadını bekledim. Kadın yanıma gelince ona çakmağın var mı dedim. Kızgın kadın yok dedi, alırız dedi. Alma dedim, ben de alabilirim sende olup olmadığını merak ediikgg dememe kalmadan içerden bakkalın çakmağını alıp geldi. Çakmak bir süre yanmadı. Mutsuzum dedim. Kız gel buraya yakıcaz biz bunu yapabiliriz dedi. İnancı için teşekkür ettim çünkü buna ihtiyacım vardı. Öfkeliydim! Sigaramı yaktı ve tekrar içeri girip bakkala bağırmaya devam etti. Ben de biraz dolaşıp şarkı söyleyip eve geldim.

Bu yazıya fotoğrafı ekleyebilirsem çok mutlu olmamız için bir sebebimiz olacak. Ekleyemezsem önce kendimi deşmeyi sonrasında da seni arayıp Oğuz video yüklemeyi öğrettin ama ben bu sefer de fotoğraf yükleyemiyorum diye ağlamayı düşünüyorum. Umarım böyle çirkin bir şey geçmez aramızda. Video yükleme konusundaki gerginliğime ve telaşıma gösterdiğin derin anlayış ve saygı için tekrar teşekkür ederim. Ötesini ben tamamlayabilirim diye düşünüyorum.

Sevgiler,

Zeynep.

Not: Yapısalcılara selam, sakıza devam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder