9 Şubat 2014 Pazar

Develer Tellal İken..


evreni izledim. Saçlarına taktığı kuş kanatlarını, rengarenk dövmelerini,  ateşe odun taşıyışını, çubuk kraker yiyişini, kumsalda uyuyuşunu, uyanışını, yüzüşünü, yeni sağılmış keçi sütü içişini.. Pür dikkat izledim.

Kalktı, çadırını matını cezvesini şalını takısını tokasını baks bani oyuncağını topladığı taşları yakaladığı keyfi huzuru bilumum incik cinciğini hiç üşenmeden tek tek düzeltip sarıp paketleyip rulo yapıp çantasına bağladı. Bu esnada başında kaybolduk evren, geri dönemicez, burda ölücez, hala çantanı toplama derdindesin tıkıştır gitsin zaten sığmicak onların hepsi oraya sığdıramazsın çabuk gidelim hadi diye telaşa verirken ortalığı ben, o hiç konuşmadı. Küstük mü cevap ver dedim,  işim var iş yaparken konuşamam dedi.  Ciğerlerimin içimde patladığı nefes nefese yürümeye çalıştığım o yollarda, şarkı söyleye söyleye yürüyüp yolda gördüğü şeyleri yedi içti. Ben içemedim. Hayatımda sayılıdır o kadar susadığım ama içemedim. Eyvallah dayı dedi amcaya giderken. Her şey için çok teşekkür ederiz gerçekten çok nazik ve kibaiefkgrmğclecld davanmdınmiz diye zırvalayacakken cümlemi yarıda kesip kapattım çenemi ben.  Evren noğğldu yeaa dedi. 1 saat kadar yürüyüp bakkaldan su alıp içtikten sonra  ‘yhokbşi!1! tağammı yhok! ‘ dedim. 
Elimde bir defter, üzerinde İzmir yazıyor. Hepsini not etmiştim. İyi ki etmişim.


Defnedilişimin 5. Parmağı. Evime Geldim. Telaş dinerken çok duman çıkardı. Evime geldim. Yatağa attım kendimi. Sımsıkı kilitlediğim kapıya gelenlerin hepsi gittiğinde.. Bekledim. Tekrar geldiler.  Bekledim. Tekrar gittiler. Bekledim. Yataktan attım kendimi. Bekledim.  Yangından mal kaçırırcasına hayatıma soktuğum her şeyi çıkarıp döktüm odanın ortasına. Bekledim.
Sonra kalktım, çantama tıkıştırdığım anıları ve onların içine tıkıştırdığım hayatları tek tek çıkardım yığdım halının ortasına. Bir fotoğraf çektim, bir şiir okudum, bir şarkı dinledim. Dinlendim. Kaldırıp yatağa koydum kendimi. Özlemişim..


‘Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.’
Ahmet Muhammed Mustafa Rivayetleri  


“Hayatımın çok derin anlamdaki öğlenini yaşıyorum: Bir kapı kapanıyor, ardından bir başkası açılıyor. Son yıllarda yaptıklarım sadece bir hesaplaşma, hesap kapama, geçmiş şeyleri alt alta koyup toplamadan ibaretti, ama artık insan ve eşyayla olan hesabım bitti ve altına bir çizgi çektim. Düşüncemin gerçek ana davasına geçmek zorunda olduğum (geçmek için mahkum edildiğim..) şu günlerde, artık baş soru, elimde kimin ve neyin artakalacağıdır. Çünkü, aramızda kalsın, içinde bulunduğum durumun gerginliği, bu büyük görev ve ihtirasın baskısı, o kadar büyük ki, yeni insanların bana ulaşabilmeleri pek mümkün değil. Gerçekten de çevremdeki ıssızlık korkunç boyutlarda; aslında sadece yabancılarla ve tesadüfen karşılaştıklarımla geçinebiliyorum ve öte yandan çok eskilerden ve çocukluğumdan beri bana ait olanlara dayanabiliyorum. Diğer her şey parçalanıp döküldü ya da itilip atıldı ( bunlar arasında çok şiddetli olan ve epey acı verenler de vardı).”


Nietzsche’nin Carl von Gersdorff’a yazdığı 20 Aralık 1887 tarihli mektup (Heidegger Kitabı, sf. 172)

http://www.youtube.com/watch?v=mForCwfUHQo&noredirect=1

1 yorum:

  1. Kitabım geldi. Kitabım.. Geldi. Ağlamıştım ya hani.. Geldi..
    Kokluyorum. Sahaf kokuyor. İncecik.. Kartonlara poşetlere çift kat sarılmış hali bile incecikti.. İçinden çıkacak şeyin zerafetini aklım almadı. Çıkardım. Kokluyorum. Sahaf kokuyor. Aklım içimde dans ediyor. İncecik..

    Eski kokmuyor. Dirayet kokuyor. İçime çekiyorum. Dünya yok. Oh be Dünya yok!
    Oğuz..

    Bu kitap 1986 yılının Şubat ayında İstanbul'da Kent Basımevi'nde Avrupa 90 gr. 1. hamur kağıda 2600 adet basılmış ve tümü numaralanmıştır. No 0104

    Oğuz..

    Kitaptaki son sayfa numarası 54'ü gösteriyor. 90 gr. 54 sayfa.. Ah..

    Ben.. Ben ne diyebilirim ki..

    Daha hala açıp okumadım. Kafamda ne şekiller oluşturacak kim bilir..
    Heyecanıma yenik düşüp koklarken gözüm bir cümle çaldı ve aklıma verdi:

    'Türküler söylemeyin Stalin üzre' diyor..

    Böyle diyor. O zaman diyor. Böyle diyor. Usul usul diyor.

    ..

    Kitabı alalı 2 saati geçti. Bugün kargodan beklediğim kitap içinde adımın yazılı olduğu malum kitap idi. Canım öyle sıkkın açtım ki kargocu abinin telefonunu.. Tamam dedim kapıyı açıyorum. Ya ne diyecektim ki?

    Merdivenlerden otomatiğe basmamla adamın 3. kata çıkması bir oldu. Koli beklerken ben, elindeki dosyaya imza atmamı istedi. Koli nerde dedim, paketiniz burada dedi.. Ne paketi dedim. Adres Bursa.. Allah'ım.. Aklımı filleri ve karıncaları koru Allah'ım..

    Ben dedim, kitabım dedim, kitabımı getirmişsiniz. Bunu beklemiyordum. Ne çabuk!
    Gülümsedi. Ne bilsin.. Gülümsedim. Ne bilirim..

    Dünya yok oldu. Ben yaşadım. Öyle hafif, öyle güzel.. Öyle ağrısız. ve Sessiz!

    Gece hiç uyumadım. Daha hala da uyumuş değilim. Okumaya başlamadan önce biraz uyumayı denemeliyim diyorum. Neler olacak bana meraktayım.

    yarım kalsın bu yazı böyle. devam edemiyorum.. =)

    sevgiler..

    YanıtlaSil