O kadar korktum ki bozulacak diye, şimdi kendim bozuyorum.
Çünkü bu korku, bu geliştirilmiş sağlıklı paranoya, goller
atıp duruyor hayalgücüme.
Ederim çünkü ben, böyle sürprizin içine!
'Muhafızgücü:1 Hayalgücü:0' diyor Tarık Günersel
'Tarık Günersel: 0 Hayalgücü:1' diyorum ben.
Şimdi onlar düşünsün!
Çünkü bu böyle olmalı. Neden olmalı nasıl olmalı değil, eğer
söz konusu olan kritik zamanlar ise, (hangi zaman kritik değildir ey znep?)
Eeh! düşünmeye vaktim yok. Maç devam ediyor.
(Gücüme gidiyor böyle yazmak.. )
'Öldür!’ diye haykırdı Ford. Havlusuna sesleniyordu.
Havlu Harl’ın ellerinden fırlayıverdi.
Bu onun kendine ait bir itici gücü olduğundan değil, Harl’ın
öyle olabileceğini düşünüp irkilmesindendi. Onu irkilten ikinci şey Ford
Prefect’in yumrukları önde, masanın üstünden onu doğru atılması oldu. Aslında
Ford’un saldırdığı şey kredi kartıydı, ama Harl’ın içinde bulunduğu türden bir
kuruluşta, hayata karşı sağlıklı bir paranoya geliştirmeden onun bulunduğu
pozisyona gelebilmek kolay değildi. Bu yüzden bu atağa karşı mantıklı bir önlem
olarak kendisini geriye doğru atmış ve kafasını roket geçirmez cama, sert bir
şekilde çarpmıştı. Ardından da endişe dolu ve mahrem bir seri rüyaya dalmıştı.'
O.G.R, dna.
Şu ağaçların arasına bir hamak bağlamış, sallanıyor ve
salıyorum kendi içimde. Ama demek ki içim etmeye elverişli içimin de içine, o
halde hiç durmam, tüm samimiyetimle ederim ben kendi içime de.
Kızgınım biraz. Rüzgar hiç hazırlıklı olmadığım yerden esti.
Rüzgarın hazırlıklı olmadığım yerden esmesine hazırlıklı değildim. Rüzgarın hiç
hazırlıklı olmadığım yerden esişine kızışıma kızdım.
Ölmemiş miydim, hani ölmüştüm, işte buna kızdım. Şimdi
izninle, izninizle, bir kez daha ölüyorum.
Buralarda bir dövüş sporcusu kaval çalıyor. Alanlar üzerine.
Alandaki hakim faillerin sürprizlere ve radikal çıkışlara karşı temkinli
oluşları üzerine.
Cehennemin dibine bile gitmeyi haketmeyen bir ton sosyolog
var kafamda. Çünkü ben bir keresinde cehennemin dibine gittim, ve cehennemin
dibinden bulup getirdiğim çarelerle derman yaptım dertlerime. Onlarsa bunu
haketmiyorlar.
Bourdieu da öyledir. Kesinlikle cehennemin dibine gitmiş,
eline almış kalemini fotoğraf makinesini, yapıp durmuştur analizlerini. Onun
cehennemin dibine gitmekten korkusu yoktur. Ne diye korkacakmış ölmekten ki,
yanmaktan ki, yaşıyor muydu sanki? İşte bu yüzden Ölmüyor işte ölmüyor.
Çatlayın! Düşünün! Taşının, didikleyin. Ölmüyor!
Çünkü yaşamamayı seçti o. Hadi, hadi, doğru sözlü iseniz,
hadi eğer yürekli iseniz, bunu da ekleyin o fularlı günlerinize.
Gelip bakacağım çünkü. Bir elimde çiçek dürbünüm, diğerinde
kalemim. Nerden nasıl gözetlediğimi hayal bile edemeyeceksiniz. Hala 1984
diyorlar Allah'ım.. Aklımı çıldıracağım şimdi.
'Oynadığımız bu oyunda, kazanmak söz konusu değil, sadece
bazı yenilgiler, diğerlerinden daha iyidir, hepsi bu ' G.Orwell
Ve 25 dakikalık ihtiyaç molası için bile asla dinlenme
tesisine uğramayacak uzun yol otobüs yolculuklarında çaysız bırakılması
gerekenler, ki şöforleridir derin bir uykuya yatırılası, Bourdieu'nun
sosyalbilimci vs. olduğunu iddia edenlerdir.
Zira, o bir şairdir, kaval çalan bir şairdir. O'nu doğru
anlatmaya ve anlatmaya en yakın cümlenin 'dövüş sporcusu' olması Hemingway'in de boks yaparak yazmasındandır.
Kızgınlığım biraz daha dindiğimde, ve biraz daha öldüğümde
devam edeceğim. Şimdi biraz çay içmem lazım. Bugün çok çaysız kaldım.
Şunu paylaşarak yarım bırakıyorum sözlerimi:
'
... 'Yağmur yağıyor' dedikçe ''Kış henüz gelmişti, kar
tertemiz ve her yer bembeyazdı'' diyen Hemingway
Ki boks yaparken yazardı
Ya da şöyle söyleyeyim:
Yazarken boks yapardı ...
...
' ahmet güntan, ormanların gümbürtüsü
ve aniden kesilen şarkılarda, şüphesiz ki hikmet vardır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder